Angora tavşanının tarihçesi 17. Yüzyıla kadar inmekte, orijinin de Anadolu/Ankara olduğu bilinmektedir. İsmine de zaten bu nedenle Ankara tavşanı denilmektedir (6). Değişik kaynaklara göre, 1700 lü yıllarda Fransa Kraliçesine hediye olarak gönderildiği, Nachtsheim'e göre ise 1723 yılında Karadeniz kıyısından Fransa ve oradan da İngiltere'ye götürülerek ıslah edildiği belirtilmektedir (1).
Angora (Ankara) tavşanı, bilinen en eski tavşan ırkı olup, yetiştirildiği ülkenin iklim koşulları ile verim özelliklerine göre seleksiyon yapılarak Fransız Angorası, Alman Angorası, ingiliz Angorası, Giant Angorası, Satin Angorası gibi değişik tipleri elde edilmiştir (4).
Ankara tavşanı zoolojik sınıflandırmada, omurgalıların memeliler sınıfından Lagomorpha takımında bulunan Laporidea familyasının Lepus cinsi içerisinde yer almaktadır (7).
Angora tavşanının tarihçesi 17. Yüzyıla kadar inmekte, orijinin de Anadolu/Ankara olduğu bilinmektedir. ismine de zaten bu nedenle Ankara tavşanı denilmektedir (6). Değişik kaynaklara göre, 1700 lü yıllarda Fransa Kraliçesine hediye olarak gönderildiği, Nachtsheim'e göre ise 1723 yılında Karadeniz kıyısından Fransa ve oradan da ingiltere'ye götürülerek ıslah edildiği belirtilmektedir (1).
Erişkin Ankara tavşanı ortalama 3.5-4.5 kg, ağırlığa sahip olup, kısa boyunlu, kemikleri ince ve sağlamdır. Vücudu ince yumuşak, uzun tüylerle kaplıdır ve genellikle fildişi beyazı rengindedir. Başı yuvarlak, orta büyüklükte, kulakları dik, iç yanı açık, uçlarında püskül vardır. Baş yapısı dişide erkeğe kıyasla daha narin yapıdadır. Kulaklar V şeklini andırmakta olup oldukça dik bir görünüm arzetmektedirler. Kulakların iç yüzleri ince, kısa seyrek tüylerle kaplı pembe renkte ve kaygandırlar. Dış yüzü ise ipeksi, ince ve uzun tüylerle örtülüdür. Bacakları uzun, üzerleri kısa ve yumuşak tüylerle kaplıdır. Göz rengi kırmızı ve canlıdır. Ankara tavşanının beyaz olanlarının dışında 12 renk varyetesi daha vardır. Bununla beraber en çok bilineni ve yaygın olanı beyaz renkli Ankara tavşanlarıdır. Diğer varyeteleri arasında siyah, mavi, gri, kahverengi, şinşilla ve sincap renkli olanları sayılabilir. M-tasyonla elde edilmiş olan tavşanlar arasında; satin adı verilen tüylerinin uzunluğu 2,5-3,5 cm arasında değişen ve olağanüstü bir parlaklığa sahip olan tavşanları sayılabilir (6).
Ankara tavşanı, entansif bakım koşullarında ortalama ekonomik ömrü 4-5 yıl olan yün ve et yönlü yetiştirilen tavşan ırkıdır. Seksüel olgunluğa 4-5 ayda ulaşırlar ve gebelik süresi 28-32 gündür. Bir doğumda 1-12 yavru yapabilirler, bir anne yılda 6-8 kez yavrulayabilir (1). Ankara tavşanları üreme kapasiteleri yönünden değil, yün kabiliyeti yönünden ıslah edildiklerinden damızlık ve laktasyon kondisyonları diğer tavşanlara göre zayıftır (5). Uzun olan yün, dişide embriyonik ölümlerde artmaya, yem tüketimi ve laktasyonda azalmaya, erkekte seksüel aktivitede azalmaya ve spermatozoon deformasyonlarına neden olmaktadır. Tavşanlarda ovulasyon provoke olduğundan, dişiler kırkım gününde çiftleştirildiklerinde gebe kalma oranları yükselir ve embriyonik mortalite oranı düşer. Ayrıca sıcak yaz günlerinde çiftleşmeye bir süre ara verilebilir. Üç yaşından sonra yün üretimi ve dölverimi hızla azalmaya başlamaktadır . Tavşanların yaşam süresi 10 yıl kadar olmasına rağmen damızlık üretiminde dişiler 5 yıl, erkekler 4 yıl kullanılabilirler. Ancak 1,5-2 yaş dişilerin en verimli dönemidir (1).
Ankara tavşanı yetiştiriciliği, çok özen ve el emeği istemektedir. Genellikle en iyi kalitede yün veren hayvanlar çok hassas olmaktadırlar. Bu hayvanların kürk kalitelerinin iklim şartları ve beslenme durumları ile çok yakın ilgisi bulunmaktadır (6).
Yün elde etmek amacıyla Ankara tavşanlarında her üç ayda bir, yani yılda 4 kez kırkım yapılmaktadır. ilk kırkım yaşı 3 aydır, ancak bu süre kışın daha da geç olabilmektedir. Yavrular 7 haftalık olunca taranmaya alıştırılırlar ve haftada bir kez tarakla dikkatlice taranırlar. Yavrular 6 aylık olunca yünün kalitesi istenilen ölçüye ulaşır (2). En iyi kalitedeki tavşan yünleri dişi tavşanlardan elde edilmektedir (6).
Tekstil sanayinde Ankara tavşanından elde edilen yüne "Angora yünü" adı verilmektedir. Ankara tavşanı yılda ortalama 1,2 kg saf yün üretmektedir. Angora; uzun, ince, yumuşak, hafif, parlak ve dokumaya elverişlidir. Angora yününden yapılmış giysiler (şapka, kumaş, battaniye, çorap, atkı, şal, eldiven, iç çamaşırı, çocuk kıyafetleri) vücutta kesinlikle allerjik reaksiyon oluşturmaz, vücudun hava almasını engellemez (2). Bu özelliği nedeniyle Angora, koyun yününden 10 kez daha sıcak tutarken, 4 kez daha hafiftir. Bu özelliğine rağmen, vücutta terlemeye de neden olmaz (3) Antistatik özelliğinden yararlanılarak romatizma hastalarının kullanması gereken kıyafetler (korse, dizlik) üretilmektedir. Isı yalıtım özelliği sayesinde de havacılık ve uzay giysilerinin yapımında tercih edilmektedir (1).
Ankara tavşanları sadece yününden yararlanılan hayvanlar olmayıp, bu hayvanların etinin tüketilmesi yanında , gübresi, derisi, kanı ve bazı dokuları da birçok sanayi dalında kullanılmaktadır (6).
Dünyada tavşan yünü üretim miktarı tam olarak bilinmemekle beraber, değişik kaynaklardan edinilen bilgilere göre 1986 yılında 8-9 bin ton olduğu tahmin edilmektedir. Dünya tavşan yünü üretiminin yaklaşık % 90'nını Çin gerçekleştirmektedir ve 6-9 bin ton ile birinci sırada gelmektedir. Bunu 550 tonla Şili, 400 tonla Arjantin 180 ve 150 tonla da Macaristan ve Çek Slovakya Cumhuriyetleri izlemektedir. Fransa'nın yıllık tavşan yünü üretimi 210 ton olmasına rağmen, ürettiği yün uzun, kaba ve yolunarak elde edilmektedir. Almanya ise yalnızca 20 ton tavşan yünü üretmekte olmasına karşın, damızlık materyal ve teknik açıdan üstün bir konuma sahiptir. Tavşan yününü işleyen başlıca ülkeler ise italya, Almanya, Fransa, Hindistan ve Şili'dir. Yünün fiyatı liflerin uzunluğuna ve kalitesine göre değişmekte olup 50-150 dolar arasındadır. (6).

Türkiye'de ise Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde yetiştirilen Ankara tavşanının sayısı yalnızca 500-1000 arasındadır. Son yıllarda ülkemizde, tavşan yünü ve yününden elde edilen ürünlere olan talebin artmasıyla, bu konuya ilgi duyan özel yetiştiricilerin sayısı da her gün çoğalmaktadır. Ancak, giderek artan potansiyele rağmen, özel sektörün elindeki Ankara tavşanı sayısı henüz tam olarak bilinmemektedir. Türkiye Angora yünü ihtiyacının tamamını dış ülkelerden karşılamaktadır ve dışarıya bağımlı durumdadır. Maliyeti yüksek olmayan küçük yatırımlarla, her yaştaki işgücünün değerlendirebilmesine olanak sağlaması, bölgesel işsizlik sorununa bir ölçüde çözüm sunması ve ekonomiye katkısı dolayısıyla Ankara tavşanı yetiştiriciliği ülkemiz açısından giderek daha cazip duruma gelmiştir (8).
kaynak: http://www.vethek...
Doç. Dr. Ongun Uysal 1
1 Ankara Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Dölerme ve Sun’i Tohumlama Anabilim Dalı, Ankara