| |
Bitki çaylarına dikkat edin! |
|
|
|
Mevsim nedeniyle çocukların hasta olduğu dönemlere karşı bitki çayları kullanımında dikkatli olunması istendi.
Dr. Faruk Sükan Doğum ve Çocuk Hastanesinde görevli uzman doktor Mehmet Gürel, yaptığı açıklamada, hastaneye gelen çocukların önemli bölümünün kaşıntılı solunum yolu hastalıkları ve öksürükten şikayet ettiğini ifade ederek, soğuk nedeniyle alışveriş merkezi gibi kapalı yerlerin tercih edilmesinin virüs kaynaklı grip ve öksürük gibi hastalıkların yayılmasına yol açtığını, bundan da en fazla çocukların etkilendiğini söyledi. Önlem alınmaması durumunda virüsün diğer organlara yayılabileceğini ve daha ciddi hastalıklara yol açabileceğini vurgulayan Gürel, ''Birçok aile, çocuğu öksürünce aktarlara gidiyor. Ancak tedavinin yeri aktarlar değil hastanelerdir. Öksürük kesinlikle basite alınmamalı, hemen tedavi edilmelidir. Hastalığın tam teşhisi konulmadan uygulanan tedavi yöntemleri olumsuz sonuçlar doğurabilir'' dedi. Bu arada Konya'da aktarlar bu dönemde en fazla öksürük kesici bitkileri satıyor. Aktarlarda, öksürüğe karşı macun ve özel karışımlı çaylar, ıhlamur, adaçayı, zencefil ile gribe karşı tarçın, hatmi çiçeği, kuşburnu ve papatya gibi bitkiler büyük talep görüyor. HİÇBİR BİTKİ MASUM DEĞİL Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yüksel Kan, mürve çiçeği, melisa, ada çayı, nane, ıhlamur ve zencefil gibi bitkilerin öksürüğe iyi geldiğini, balgam söktürücü özelliğinin bulunduğunu söyledi. Özellikle dünyanın birçok ülkesinde yaygın olarak kullanılan ve Türkiye'de yeni tanınmaya başlayan ekinezyanın vücut direncini artırdığını, enfeksiyona karşı vücudun savunma mekanizmasını güçlendirdiğini belirten Kan, ancak hastalığın teşhisi konulmadan bu bitkilerin gelişigüzel kullanılmasının yanlış olduğunu bildirdi. Kan, özellikle çocuklara hastalandıklarında bitki çayı içirilme konusunda daha hassas olunmasını isteyerek, ''Hiçbir bitki masum değildir. Çocuklara günde bir su bardağından fazla bitki çayı içirilmemelidir. Nasıl ilacı doğru kullanıyorsak, doktorun önerisi dışına çıkmıyorsak bitkilere de aynı dikkati göstermeliyiz. Fazla kullanılan bitki çaylarının yan etkisi olabilir'' dedi. Kan, doğru kullanılması durumunda bitkilerin tedaviye yardımcı olabileceğini, hastalıklarda mutlaka bir doktora muayene olunması gerektiğini sözlerine ekledi.
|
|
|
|
|
|
Yorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.
|
|
|
|
|
|
Sadece üyeler oylayabilir.
Lütfen Üye olun ya da Üye girişi yapın.
Henüz bir oylama yapılmamış.
|
|
|
|
|
|
25 Ağustos 2010
evet gerçekten şaşırtıcı çiçek yetiştirmek için işini bırakması. fakat bunun pek çok örneğini gö... Haber'e Git
|
25 Ağustos 2010
gerçekten de hem dane hemde silajlık mısır için devlet destek veriyor. bence bu çiftçilerin değer... Haber'e Git
|
16 Temmuz 2010
Uzun zamandır haberlere yorum yapmıyorum. Çünkü asıl yorumu sizlerden bekliyorum. Bu habere yorum... Haber'e Git
|
14 Temmuz 2010
YAKUP HOCAM İŞALLAH BODUR BEYVECİLİKTEDE ÖNDER İL OLURUZ
MUSTAFA YARILAN
TOKAT TEMA VAKFI Videoya Git
|
18 Haziran 2010
havan kime yabancı merhaba hüseyin.. Haber'e Git
|
17 Haziran 2010
kimin memleketi be Haber'e Git
|
|
|
|
|
|
|
Mesaj göndermeniz için üye girişi yapmış olmanız gerekmektedir.
|
|
|
|
|
Hastaların, kullandıkları ilaçlarla etkileşmeyen bitki çayı içmeleri gerektiğini belirten Prof. Dr. Kıvçak, ``En fazla tüketilen papatya ve ıhlamur gibi çayların bile çeşitli ilaçlarla etkileşimi vardır. Bitkinin içindeki etken madde ve kullanılan ilacın etkileşimi mutlaka hekime sorulmalı, hekim de eczacıya danışmalıdır. Örneğin, ısırgan tohumunun yararları kadar gizli kalp yetmezliği olan kimselerde kalp krizini tetikleyici bir yan etkisi vardır. Bu gibi durumların önüne geçmek için hasta, hekim ve eczacının işbirliği şarttır``dedi. Prof. Dr. Kıvçak, bitki çaylarının Sağlık Bakanlığı`nın denetiminde üretilmesi gerektiğini de ifade ederek, ``Bitkiyi toplayan kişinin ne kadar ehil olduğu, bitkinin nereden toplandığı ve hangi koşullarda kurutulduğu önemlidir. Başta egzoz gazı olmak üzere çeşitli dış faktörler nedeniyle bitki, şehir merkezinden toplanmamalıdır.
Bitki, egzozun yaydığı ağır metalleri çektiği için bu durum çok tehlikelidir`` diye konuştu. Bu kriterlere dikkat edilmeden üretilen ve Sağlık Bakanlığı`nın onayı olmayan bitki çaylarının tüketilmemesi gerektiğini bildiren Prof. Dr. Kıvçak, özellikle son dönemde oldukça popüler bir bitki olan keten tohumunun yaygın kullanımında da yanlışlıklar bulunduğuna dikkat çekti.
Prof. Dr. Kıvçak, ``Keten tohumu genellikle dövülmüş şekilde satılıyor. İçeriğinde sabit yağ, değişik asitler ve omega yağları içerdiği için bu bitkinin ezildikten sonraki iki günde tüketilmesi gerekir. Aksi takdirde mide ülseri ve kanser gibi tehlikeli hastalıklara yol açar. Bu yüzden ezilmemiş olarak alınıp tüketileceği zaman ezilmelidir. Ayrıca keten tohumu bitkisinin, halk arasında sanılanın aksine zayıflatıcı özelliği yoktur. Sadece bağırsak mekanizmasını harekete geçirerek metabolizmayı hızlandırır``dedi
haber7